31 Mart 2011 Perşembe

GELECEĞİN USTALARI

Bedri Karayağmurlar



Kara kıllı kolları

yıkık kilisenin duvarından sarkan

bir ermişin gözlerini oyduğum daha dün .



Çırağım acemiyim

bir başıma tozlu ıssız işliklerde ısıtıyorum .

kömür köz ömrümün

örsünde yüreğimi bütün gün.



Adem amcam

hüzünlü göçmen bir Rum’du belki.

Bütün resimleri ve aşkları sürgün

bir mübadilin tahta işlemeli sakız dolaplarında .

Bizim oraların da

tuzu balığı kılçık

yolu beli balçık.



Akrepler taş altlarında

dikmiş kuyruklarını kertenkeleler.

Elimde yavşan kökünden acı su çeken kalem.

Çizdiği de suretim :

Genç, zıpır.

Her yerde ve dağlarda

gılağılı kılıçlar,

gökçe eller diye yanık demir türkülerle dilimde acı tütün.



Az karanlıkta kalacaksınız.

sonrası sonsuz aydınlık.

Güneşi yakacağım ruhumun ocağında

yeniden dövüp,

su vermeye vicdanınızın ince tellerine .

içi geçmiş bestelerinizin paslı kulakları çınlasın.

Ağaran günlerdir saçlarınızda ölüm

23 Ekim 2010 Cumartesi

imbat

 
 
seni İzmir'de sevdim
usul bir günün akşamında imbat çeldi aklımı
hep yanımdan geçiyordu hayat
hep kaçıyordu hayat bilinmez kentlere
hayat bir gül - in –c-eli-ğin-de dokununca yüreğime
yüreğim karıştı körfezin-de  günbatımına
seni iyi ki  İzmir 'de sevdim
başka yerde İmbata böyle dokunmaz elim
ben sana bir  gül inceliğinde

29 Eylül 2010 Çarşamba

sandık

önce resimlerini yırttım

gülmenin ve mutluluğun

anlamı yoktu gözünde



iğreti yüzünü astım en uzak duvara

rengini tazeledim astarın döküldü

adresi yok evlerinin

çöplüklerinden derlenmiş iki dize

sevda sandıkların sürtünmüş

soğuk ellerine.



sonra sesini sildim

hak edilmemiş günlerin artığı

sıradan ve tek düze bir yaşam

kendini yok etmek nasıl

denedikçe mi battın avuntularına



solmuş bir sevdanın

gülüsün sen al sakla

anısı dökülmüş sandıklarında

16 Ocak 2010 Cumartesi

sokaklarım

Bedri Karayağmurlar

I

geçtiğim yolların tozu avuçlarımda
yüzümde iki kesik,
dizimde kanayan yara
bir su akar önüm sıra
kirletir arınırım
üstümde hayat kokusu


II

kiralık odalara ısınamadan eskidi yüzüm
emanetti özgürlüğe evsiz çocuklar
ama kentin haritasını ben çizdim
tutup çekince erkenci sabahlar
titrettim camları ürküttüm tahta kapıları
kayda geçmemiş kıtalardı sokaklar


III

balıklar geçerdi oysa keçeleşmiş saçlarımdan
yakaladığım kuşlar kanadım
kerkenez yavruları çırpınırdı saçak altlarında
kovanlarını dağıttığım arılar çiçek açardı düşlerimde
çocukluğumdu dağıtılmış yeni başlangıçlarda
direnemedim karıştım koşarak günün çığlığına
nasılsa bir sokak daha vardı bulutların arkasında


IV
yılkı atları fırtına taşırdı
sakladığım yırtık defterlerimde
siz neredeyseniz uzak istasyonlara kaçardı aklım
ıslığımda trenler yanardı
ihlal ettiğim bütün yasakları
yazardı güncelerde yasalar
hep yün eğirirdi kadınlar evleri sırtlarında
aman zaman bükülmesin diyedir çocuklar
eskimesin sokaklar



V

tenhaya düşerse sokaklar çocuk ağlamaları
yankılanır sıvasız yüreklerinde denize inenlerin
evse ev çocuksa çocuk ah şu kediler ve balık kokusu
bir de erken çekilmesi perdelerin


VI

kaldırımların ezik aralıkları yankılar
yumurta topuk piçlerin gözleri eğilir
kızların etekleri iki parmak aşağıya çekiştirilir
gece işte koyu mavi örtüsünü gecikse keşke çatılara
serin yalnızlıklar başlanır duvar diplerinde
aç kediler, uyuz köpekler,
biter ansızın sesi kesilmiş sokaklar


VII

ah akşam getirme yıldızlarını
uyandığımda bir kiralık sokak daha
uzun yolculuklar başlar
pencereleri yabancı bir yatak yeniden
uyumak yorulmak değil miydi


VIII

bir sokak daha büyüyeceğim
fidanlar diktim avuçlarıma
ebe sensin sabah
akşam körebe az sonra yalnızım
kimsenin bilmediği uzak bir sokakta



Gaziemir 2010
Bedri Karayağmurlar

28 Aralık 2009 Pazartesi

ANNEME

Bedri KARAYAĞMURLAR

son resimlerinde ne çok çizgi var yüzünde
nasıl görmemişim daha önce
duyabilsem anımsadığım
masallarını yeniden anlattığını
kırmızı lastik bir toptu çocukluğum
hep yuvarlanan zıplayan peşinsıra
ne çok ellerin vardı ne çok gözlerin
uzaklaşınca anlardım sıcaklığını

ne dünya umurunda ne hava durumu
hain bir lodos batırırsa gemileri
ah gemicilerin evleri
tesellisi yanındayız
ihtilal kara takip sapıtmış iktidar
içerde yok ya bizden biri
“boyları devrilesiceler boğazlarına kaçsın dilleri
Yaktılar memleketi çocukların geleceğini”

gök sularında eridi çivit evleri
ah annem sıcak yemeklerinin buharına karıştı
pencerelerin camlarını kırsaydı keşke sokaklara
bir komşu baksın
bir kelebek konsun omzuna
olmamış sevgililere armağan resimlerden kaçan
sardunya kokuları ekerdi evlerine
fesleğen tenekelerine ellerini

bir cümle daha kimsesiz çiçekler sorularım
yakında solacak saatleri kırmadığıma pişmanım
ne kadar uzar oralarda yalnız bir selvi

Gaziemir 2009 sonu

27 Kasım 2009 Cuma

G i D i O

G i D i O

tirşe kapılar araladım
karanlığın ortasında
yalnızlaşmış bir kız uzak odalarında
tek memesi elinde çaresiz
emzirecek oğullar kızlar getirsene
yatağım soğudu buruştu içim
türküleri söylüyor

hızla geçtim kapıları
hüzün olmadık zamanda boğabilir insanı

becerisi elinde kalmış eski oyuncunun
peruktu saçı alnı tragedya artığı bir sahnede
ne söylese anlamsız oysa
Diyojen Karacasu’da değil miydi
nükleer gece olduğunda fıçıda

tiyatrolar kapandı be aptal
yalnızlık işte böyle zamanda bırakmaz insanı

tükürdüm denize belki bir arsız balık değer
soyunun son temsilcisi
genetiği değiştirildiğindendir yaşadığı
dedesini bizim bahçede vurdumdu geçen yaz
kallavi bir hamam böceğigillerden adı dilimi tırmalamasa
“öldürmek istemezdim - bıçak elimde”
bakmasaydım ekseni değiştirilmiş aya

yürüsene çayıra bir türkü söyle ya da
zaman sürtünecek az sonra yakalarına


her cezaya razıyım usta anlamadım ne kondu
sen hangi mahkemedendin yargısı yamuk
matematik bilemeyenler içindir tirşe kapılar
koridorlar karanlık mum yakın
nükleer bataryalar vurdu santralı
mum yakın mum yakın mum yakın

olmadık zamanda kopar kıyamet
besleyenlerini sever zebaniler en çok

Bedri Karayağmurlar 2009